Tüm Sağlık Sorunlarınıza Çözüm

Ankara Miyom Ameliyatı

Esra Çabuk CÖMERT

Miyom Ameliyatı

Miyom rahim ağzında oluşan ve 35-45 yaş arası kadınlarda sıkılıkla rastlanan tümoral bir hastalıktır. Miyom tedavi edildiğinde hayati riske sebep olmamaktadır. Bu sebeple düzenli olarak yıllık jinekolojik kontrollerinizi yaptırmanızı öneriyoruz. Miyom oluştuğunda ise cerrahi yöntem miyom tedavisinde en etkin yöntemdir. Miyom ameliyatı için uzman doktorlarımıza başvurmanızı öneriyoruz.

Miyom Oluşmasına Sebep Olan Risk Faktörleri Nelerdir?

Miyomun neden oluştuğu tam olarak bilinmemekle birlikte bazı risk faktörlerinin miyom oluşmasında etkili olduğu belirtilmektedir. Bu risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:

  1. Kadınlık hormonu olan östrojen hormonunun fazla salgılanması sebebiyle oluşabileceği düşünülmektedir.
  2. Son yapılan araştırmalarda genler yolu ile de geçebileceğine dair kanıtlara ulaşılmıştır.
  3. Siyahi kadınlarda beyaz kadınlara oranlara daha sık miyom rahatsızlığının görüldüğü tespit edilmiştir. Bu nedenle ırk miyom oluşmasında etken bir faktördür.
  4. Küçük yaşta adet görmek de miyom oluşmasına sebep olabilmektedir.
  5. Beslenme kaynaklı riskler (fazla et tüketimi) miyom oluşturabilmektedir.
  6. Alkol kullanımı da miyomun oluşma sebeplerinden biri olarak görülmektedir.

Miyomun Belirtileri Nelerdir?

  1. Uzun süre devam eden adet dışı kanamalar.
  2. Karın bölgesinde oluşan ve uzun süre devam eden ağrı.
  3. Yoğun olan ve uzun süre devam eden adet dönemi kanamalar.
  4. Cinsel ilişki sırasında oluşan ağrı.
  5. Pelvis bölgesinde baskı hissi.
  6. Uzun süre devam eden kabızlık durumu.
  7. Sırt bölgesinde ve bel bölgesinde ve bacaklarrda şiddetli ağrı.
  8. Tuvalet yaparken yaşanan güçlük.

Hastalığın Tanısı Nasıl Konulmaktadır?

Hastalığın tanısında kullanılan yöntemler şunlardır:

  1. Ultrasonografi,
  2. Kan sayımı yapılması,
  3. MRI yöntemi,
  4. Histeresonografi yöntemi,
  5. Histereskopi yöntemi.

Miyom Tedavisi Nasıl Yapılır?

Miyom bazı kadınlarda hiç bir tedaviye gerek kalmadan özellikle menepoz döneminden sonra küçülme eğilimi göstermektedir. Miyom teşhisi konulduktan sonra uzman doktorlarımız tedavi yönteminize karar vermektedir. Belirli bİr dönem miyom doktorlarımızın kontrolünde izlenmekte ve miyomda değişim olup olmadığı belirlenmektedir. Bu sürecin sonunda doktorlarımız aşağıdaki yöntemlerden size en uygun olan tedavi yöntemini seçerek tedavinizi gerçekleştirmektedir. Miyom tedavisinde kullanılan yöntemler ameliyatsız yöntemler ve cerrahi yöntemler olarak ikiye ayrılmaktadır.

İlaç ile Miyomu Kontrol Altına Alma: Bu yöntem ile miyomun küçülüp küçülmediği belirli aralıklarla izlenmektedir. Büyüme devam ettiğinde ise ameliyata karar verilmektedir.

Magnetik Rezonans Yöntemi: Bu yöntemde miyom ses dalgası yoluyla tedavi edilmektedir. Bu yöntem cerrahi bir yöntem değildir.

Laparoskopik Yöntem: Bu yöntemde karın bölgesinde büyük bir kesi oluşturulmamakta ve göbek bölgesinden girilerek ameliyat gerçekleştirilmektedir. Doktorlar tarafından en fazla tercih edilen cerrahi yöntemlerden biri laparoskopik yöntemdir. Hastanın iyileşmesi diğer cerrahi yöntemlere göre daha kısa zaman almaktadır. Bu yöntem doktorlar tarafından miyom ya da miyomlar 10 cm’den küçük olduğunda tercih edilmektedir. Ancak miyom sayısı dörtten fazla ise bu yöntem uygulanamamaktadır. Bu yöntem ile yapılan ameliyatlarda hasta 1 ya da iki gün hastanede yatırılmaktadır.

Histereskopi Yöntemi: Bu yöntemde hastanın rahminden kamera ile girilerek miyom çıkarılmaktadır. Bu yöntem esnasında genel ya da lokal anestezi kullanılmaktadır. Oldukça güvenli bir cerrahi yöntemdir. Bu yöntemde kullanılan cihaz birkaç minimetre boyutundadır.

Açık Miyom Ameliyatı: Bu yöntemde hastanın karın bölgesi enine ya da boyuna kesi yöntemi ile açılır ve miyom alınır. Bu cerrahi yöntem yaklaşık olarak bir saat sürmekle birlikte hastaya ameliyat öncesi genel anestezi verilmektedir. Ayrıca hasta 2 ya da üç gün hastanede yatırılmaktadır.

Vajinal Myomektomi Yöntemi: Miyom vajinada ise bu yöntem ile alınmaktadır. Miyom burkulmakta ve vajinadan dışarı çıkarılmaktadır.

Histerektomi Yöntemi: Bu yöntemde hastanın rahmi tamamen alınmaktadır. Bu yöntem genellikle menepoza girmiş hastalarda tercih edilmektedir.

Gebelikte Miyom Olur mu?

Günümüzde her 3 kadından birinde görülen miyom oluşumunun pregesteron hormonunun etkisiyle de meydana gelebildiği daha önce gözlemlendi. Gebelik hormonu olan progesteron mevcut miyomların büyümesinde de etkileyici olan hormonlar arasında yer alıyor. Bu nedenle gebelik döneminin başlangıcından itibaren miyom oluşması mümkün olabiliyor. Mevcut miyomların büyümesi gebelik döneminde bazı sıkıntılara sebebiyet verebildiği için gebelik öncesinde tespit edilenlerin de alınması ve gerekli tedavinin hamilelik öncesinde tamamlanması önerilir.

Hangi Durumlarda Alınması Gerekir?

Hangi miyomların operasyon ile alınması gerektiği aslında belirtiler ile yakından ilgilidir. Hekim tarafından hastada görülen semptomlar dikkate alınarak operasyon kararı alınır. Semptomlar da dikkate alınarak mutlaka alınması gereken miyomları şu şekilde sıralayabiliriz:

Miyom Alınmazsa Neler Olur?

Öncelikle miyomların büyüme eğilimi gösterdiği unutulmamalıdır. Bu nedenle alınması çoğu zaman hekimlerin öncelikli önerisi oluyor. Miyomların alınmaması kadınların gündelik yaşantısında pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Sık idrara çıkma, adet dönemi dışında kanamalar, regl döneminin çok ağrılı geçmesi, cinsel birliktelikte ağrı, menopoz dönemi sonrasında kanser riskinin oluşması gibi onlarca farklı riski ve sorunu ortadan kaldırmak için miyomların alınması önerilir. Artık gelişen tıp teknolojisinin de yardımıyla ameliyat hastalar için konforlu bir süreç eşliğinde gerçekleştirildiği için hastaların operasyon kararı alması çok daha kolay olabiliyor.

Miyom Kanserleşir mi?

Genç yaş grubunda ortaya çıkan miyomlar içi kanserleşme riski mevcut olmaz. Ancak menopoz bu noktada belirleyici olabiliyor. Menopoz dönemi sonrasında büyümeye meyilli olan miyomlar maalesef kötü huylu tablo ortaya çıkmasını beraberinde getirebiliyor. Aynı zamanda miyomların menopoz dönemi sonrasında küçülme eğilimi göstermesi de sık yaşanan bir durumdur. Bu nedenle hastaların rutin kontrollerini asla aksatmaması gerekir. Menopoz sonrasında büyüme eğilimi gösteren miyomlar mutlaka ameliyat ile alınmalıdır.

Miyomların Tekrarlama Riski Nedir?

Yapılan klinik analizler ameliyatın ardından 5 yıl geçmesinden sonra miyomların tekrarlama olasılığının % 25 olduğunu ortaya koydu. Ancak burada kritik bir nokta var. Miyomektomi adı verilen ameliyat tekniğinde çok küçük boyutta olan miyomlar dahi alınabiliyor. Fakat mikroskobik boyutta olan miyomlar görülemediği için alınamadığından tekrarlama olarak değerlendirilen durumun aslında bu miyomların zamanla büyümesi olduğu görüşü de hakim.

Doğum Kontrol Hapı Miyoma Neden Olur mu?

Doğum kontrol hapları östrojen ve progesteron hormonu içerdiği için uzun yıllar miyom oluşumuna neden olduğu düşünülmüştü. Fakat gelişen tıp teknolojisinin de yardımıyla tekrarlanan araştırmalarda doğum kontrol haplarının miyom oluşumuna neden olmadığı anlaşıldı. Çünkü doğum kontrol hapı kullanan ve kullanmayan kadınlar üzerinde gerçekleştirilen bu araştırmada her iki grup arasında risk faktörünün değişmediği gözlemlendi.

Miyom Kısırlığa ve Düşüğe Neden Olur mu?

Miyomların bulunduğu bölgeye bağlı olarak kısırlığa neden olup olmadığı değişiyor. Rahim içerisinde bulunan ve rahim duvarına yerleşen miyomlar infertiliteye neden oluyor. Hatta çocuk sahibi olamayan kadınların % 2’sinde gebelik oluşmamasının nedeninin miyom olduğu anlaşıldı. Özellikle yumurtalık kanallarına baskı yapan miyomlar spermin yumurtaya ulaşmasını önlüyor ve döllenme meydana gelmediği için gebelik oluşmuyor. Miyomların ameliyatla alınması ise ebeliğe engel olmaz. Ameliyat sonrasında hamile kalma olasılığında bir düşüş meydana gelmez. Miyomlar mevcut gebelikte düşüğe de neden olabiliyor. Çünkü gebelik döneminde artan progesteron hormonu miyomların hızla büyümesini beraberinde getiriyor. Bu da bebeğin anne karnında gelişimini önlediğinden erken dönem düşüklere yol açabiliyor.

Miyom Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

Operasyonun hangi teknikle gerçekleştirildiğine bağlı olarak ameliyat sonrasında iyileşme süreci değişebilir. Ancak genel olarak iyileşme süreci en kısa olan rahim ameliyatlarından biri olduğunu belirtmek mümkün. Ameliyattan sonra alkol ve sigara kullanılmaması gerekir. Aynı zamanda kan sulandırıcı ilaçların alımı da risk taşıdığından ilaç kullanımının mutlaka doktora danışılarak yapılması gerekir. Kapalı teknikle gerçekleştirilen ameliyattan sonra klinik istirahat 1 gündür. Ancak açık ameliyatlarda bu süre 3 ila 4 güne kadar uzayabilir. İyileşme süreci ise genellikle sadece bir haftadır. Çalışma hayatına dönmek için bir haftanın geçmesi beklenmelidir. Bu süreçte kişisel temizliğe ve hijyene dikkat edilmesi, kontrollerin aksatılmaması ve ağır kaldırılmaması önerilir. Hastanın durumuna bağlı olarak hekim tarafından bir aya kadar uzayabilen bir süre cinsel birliktelik önerilmeyebilir.

Myomun Hormonla İlişkisi Var mı?

Rahimde görülen myomların hormon ile elbette bir ilişkisi var çünkü östrojen hormonuna bağımlı olan tümörler olduğunu belirtebiliriz. Bu nedenle kişide östrojen hormonunun hem düştüğü hem de yükseldiği dönemlerde bu durumdan ziyadesiyle etkilendiklerini belirtebiliriz. Bu nedenle myom olan hastalara şayet bebek sahibi olmayı düşünüyorlarsa bir anda önce hamile kalmaları ve uzun süre bebeklerini emzirme önerilebiliyor. Çünkü bu dönemde myomlarda küçülme eğilimi başlıyor.

Myom Ne Hızla Büyür?

Büyüme hızı kişiden kişiye değişir ve bu nedenle sizlere büyüme hızıyla ilgili bir veri belirtmek yanıltıcı olabilir. Ancak kişideki östrojen hormonuyla büyüme hızı arasında yakın bir ilişki olduğundan söz edebiliriz. Östrojen hormonunun düzeyi arttıkça büyüme hızı da artar. Östrojen hormonunun düzeyinin azalması da büyüme hızından ziyade myomun da küçülmesi gibi bir sonucu beraberinde getirebilir. Bu nedenle bazı hastalarda menopoz dönemi sonrasında myomlarda kendiliğinden bir küçülme de gözlemlenebiliyor. Fakat myomların mevcudiyetinin kendiliğinden ortadan kalkması da pek mümkün değildir. Her ne kadar bir küçülme meydana gelebiliyor olsa da cerrahi olarak müdahale edilmesi ve alınması gerekebilir. Myomların ihtiyacı olan oksijenin sağlanmaması da hacimlerinde bir küçülme olmasını beraberinde getirebiliyor. Sonuç olarak myom küçülmesi sık rastlanan durumlardan biridir.

Myomlar Ani Ağrıya Neden Olur mu?

Bu tümörlerin büyüyebilmesi için kanlanmaya ihtiyacı olur. Aynı zamanda bol miktarda oksijene de gereksinim duyarlar. Ancak kimi durumlarda bu tümörlerin oksijen ihtiyacı karşılanamaz. Bu durumda da ani olarak hücre kayıpları meydana gelir. Yani hücreler ölmeye başlar. Bu esnada kişide ani ağrılar meydana gelebiliyor. Ağrı kramp ya da şiddetli sızı şeklinde de görülebiliyor.

Myom Olan Kadınlar Sezaryenle mi Doğum Yapmalı?

Aslında bu sorunun yanıtı myomun hem büyüklüğü hem de nerede yerleşim gösterdiği ile çok yakından ilgilidir. Kadınlarda bu tümör kimi zaman rahim ağzında olabiliyor. Bu durumda büyüme eğilimi gösterdiğinde bebeğin normal yolla doğması sırasında izleyeceği yolu kapatabiliyor. Böyle bir durum söz konusu olduğunda kadınlara sezaryen ile doğum önerilebilir. Ancak myomların yerleştiği bölge ve büyüklüğüne bağlı olarak bu tümörlere sahip olan kadınlar normal yolla da doğum yapabilir. Yapılacak muayene sonrasında hastalara hekim tarafından net bir bilgi verilir.

Myom Nedeniyle Rahmin Alınması Gerekir mi?

Bu durum kimi zaman rahmin alınmasını zorunlu hale getirebiliyor. Ancak myom olan her kadının rahminin alınması gerektiğine dair bir bilgi veremeyiz. Sadece myomun çok hızlı büyüme gösterdiği durumlarda şayet kadının hamile kalma gibi bir planı yoksa rahmin alınması bir çözüm olarak değerlendirilebilir.

Myom Ağrısı Tam Olarak Nerede Olur?

Myom kaynaklı olarak oluşan ağrı tam olarak bel bölgesinde ve karın bölgesinde meydana gelir. Çoğu zaman ağrı ile sızı hissi birlikte oluştuğundan bazı hastalar bunu ağrı bazıları da sızı şeklinde ifade eder. Cinsel ilişki sırasında da ağrı meydana gelmesi yaygın şekilde görülür. Myomlarda küçülme meydana geldiği sırada da ağrıya kramplar eşlik eder. Fakat kramplar uzun süreli değildir. Ağrı myomların mutlak belirtisi olarak görülmemelidir. Bazı hastalarda myom hiçbir ağrıya ya da sızıya sebebiyet vermeyebilir.

Myomun Hormonla İlgisi Var mı?

Myom ile hormonlar arasında elbette bir ilgi var. Myomlar östrojen hormonuna bağımlı bir yapıya sahiptir. Östrojen seviyesinin yükselmesi ya da düşmesi myomları da doğrudan etkiler. Hamilelik döneminde östrojen hormonu artış gösterdiği için myomlarda büyüme eğilimi başlar. Doğumdan sonra lohusalık döneminde östrojen hormonu azalır ve buna bağlı olarak da myomlarda küçülme başlar. Sonuç olarak bu yapı ile hormonlar arasında bir bağ olmadığını söylemek mümkün değil. Menopoz döneminde myomların kendiliğinden yok olabilmesi de bununla ilgilidir. Bazı hastalarda menopoz sonrasında tam olarak yok olmasa da küçülme meydana gelir.

Hamilelik Öncesi Myomlar Alınmalı mı?

Gebelik planlayan hastalara öncelikle myom ameliyatı olmaları öneriliyor. Çünkü hamilelik döneminde artan östrojen hormonuna bağlı olarak myomlarda da büyüme meydana gelebiliyor. Büyüme nedeniyle rahimde sıkıntılı olabilecek yerde konumlanabilen bu yapı normal doğumu da engelleyebildiği gibi son derece sıkıntılı bir gebelik dönemi geçirilmesine sebebiyet verebiliyor. Bu nedenle öncelikle myomların ameliyatla alınması ve sonrasında iyileşme döneminin ardından gebelik daha akılcı bir tercih olacaktır.

Küçük Myomlar Da Kanamaya Neden Olur mu?

Küçük ebatlarda olan myomlar da kanamaya sebebiyet verebilir. Çok sayıda küçük myom olmasına karşı ciddi düzeyde kanama yaşayan hastalar da mevcut. Çünkü kanama bu yapının ebatlarına bağlı olmakla birlikte nerede konumlandığı ile de yakından ilgilidir. Yerleşim gösterdiği yer nedeniyle hiç kanama yaşamayan hastalar da bulunuyor. Fakat çok küçük ebatta myom olmasına karşın kanama sorununu ciddi düzeyde yaşayan hastaların da olduğunu bilmekte fayda var.


Hemen Ara
Whatsapp